sergi-afis-web-960px

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Müze İçinde Bir Müze, sergi afişi

Küratörlüğü Fırat Arapoğlu tarafından yürütülen “Müze İçinde Bir Müze” sergisi Nisan 2012′de, Proje 4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde açılmıştı. Sıkıntılı hazırlık ve açılış sürecinden sonra, şimdi de sergide yer alan sanatçılardan Elif Öner’e dava açılması, sergiyi yeniden gündeme taşıdı.

Vaka

HAMAM GİREN TERLER Mİ?

Müzenin resmi sınırları içinde gerçekleşen ve müzeyi sorgulayan “Müze İçinde Bir Müze” sergisinin küratörü Fırat Arapoğlu sanatta sürekli “yeniye” atfedilen önem ve piyasa hızı ile sanatçı ve yapıt sayısındaki artışı, çıldırmış bir kapitalist sürecin sonucu olduğunu vurguluyor. Arapoğlu “Bu projeyi bir ‘müzenin’ içerisinde sızmak, kılcal damarlarında gezinmek ve müzeyi sorgulamak için geliştirdim.” diyor.

Elgiz Çağdaş Sanat Müzesinde açılan “Müze İçinde Bir Müze” sergisinde sanatçılar; anti-pop, Rafet Arslan, Mehmet Çeper, Orhan Cem Çetin, Eda Gecikmez, İnsel İnal, Alper İnce, Ali İbrahim Öcal, Elif Öner, Hülya Özdemir, Çağrı Saray ve Özlem Şimşek’le beraber çalışıldı.

Yunan mitolojisinde doğanın içinde uçuşan, onun hafızası olan, titreşen esin perileri Müzelerden (Muse) günümüzün müzelerine uzun bir hat var. Müze öncelikle bir iktidar ve kurumsallık demek; neyin saklanacağına ve seyre sunulacağına karar vermek demek. Müze bir tarafıyla sapmaya prim vermeyen Akademizm ya da kıvrımı, coşkuyu, ifadeyi ılımlaştıran klasik estetiğin ürettiği mesafeydi. 19. yüzyıldan itibaren avangard (öncü) akımlar kendilerini müze, akademi ya da meşru Salon’lara karşı konumladılar. Hatta Sovyet Avangardı onu havaya uçurmayı, Raphael’i yakmayı bile düşündü. 1917 tarihli modern ve post-modern skandalın baş yapıtı Duchamp’ın sıradan Pisuar’ı, aslında bu iktidara karşı dikiliyordu; ki onun içine alınıp evcilleşinceye kadar. 1960 sonrası çağdaş sanat için iktidarı göstermek, onun içinde onunla oynaşma neredeyse sinik bir strateji olarak işliyor. Bu biraz da beni döv deyip, dayak yedikten sonra şikâyet etmeye benziyor. Günümüzde iktidarın kodlarını çözmek neredeyse anaakım bir anlatı gibi işliyor. Hatta eleştirel bir folklor sayılabilir. Ya da politik olanı sadece söylem veya yapıt üzerinden tamamlayan aşırı politik bir a-politizm de denilebilir. Zaman zaman gazetemizde de yazan Fırat Arapoğlu’nun küratörlüğünü yaptığı ve 20 Mayıs’a kadar devam edecek, Elgiz Çağdaş Sanat Müzesinde açılan “Müze İçinde Bir Müze” sergisi de benzer tedirginlikler uyandırdı bende. Müzeyi sorgulayan, ama müzenin resmi sınırları içinde gerçekleşen sergi, yırtılan müze kataloğu ve başka işler dolayısıyla müzenin tepkisi ve sınırlamalarıyla karşılaştı. Basına da yansıyan bu sorunlar dolayısıyla küratör Fırat Arapoğlu ile yaşananları, endişelerimi ve sergiyi konuştuk.

“Müze İçinde Bir Müze” Sergisi nasıl oluştu?

Son dönemde, bildiğiniz gibi sanatta piyasalaşmanın tavan yaptığı bir sürecin içinden geçiyoruz. Galeriler, tüccarlar, müzayede şirketleri, koleksiyonerler gibi, resmi/özel müzelerin de sayısı artıyor günden güne. Sanat bir yatırım aracı zaten tarihsel süreç içerisinde ve zenginlikle bağıntılı olarak da yeterli zamana sahip bir burjuvazi aktivitesi olarak görülüyor.

Bu bağlamda İstanbul Modern’deki “sansür” başlığındaki krizin daha da öncesinde bir tarihte Proje 4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi ile girdiğimiz diyalog çerçevesinde bir sergi fikri gelişmeye başlamıştı. Ben bir “müzenin” içerisinde sızmak, kılcal damarlarında gezinmek ve müzeyi, müzeciliği ve müzeolojiyi sorgulayacak bir proje geliştirmiştim. Bu sergi, bu projenin bir çıktısı.

Peki bu sergi ile amaçlanan ne?

Sanatta sürekli “yeniye” atfedilen önem ve piyasa hızı ile işte sanatçı ve yapıt sayısındaki artış, çıldırmış bir kapitalist sürecin sonucu. Bu noktada hangi nesneler toplanmaya değerdir? Neden toplanır? Bir tür ciddi ağırbaşlılık sunumuyla, derli toplu bir biçimde sanat nesnelerini yan yana asmanın, sunmanın ve sergilemenin arkasında nasıl bir ideoloji okunabilir? Bu bağlantılara sızılabilir mi? Bir tür kısa devre yaratılabilir mi? En önemlisi çalışmalar arasında bir tür bağlantısızlığı bile amaçlayarak yeni sorgulama kanalları açılabilir mi? Amaçladığımız bu ve bunun gibi yeni soruları üretmekti.

Peki daha sonra, süreçte müze ile ilintili neler yaşandı?

Elbette her sergi bir sürü problemle açılıyor. Ülkemizde yazılı anlaşmalara dayalı bağlayıcılıklardan ziyade, hâlâ söze dayalı bir güven/güvensizlik ilişkisi olduğu için yaşanıyor bunlar. Her sergide olabilecek bütçe, sergi tasarımı ve kitapçık basımı gibi konuları yaşadık. Bunların stresli süreçler yarattığını ifade etmeliyim, afiş tasarımı ve kitap tasarımı ve bunların realizasyonu ve bütçeleri gerçekten insanların zamanlarını ve emeklerini tüketiyor. Ama daha başta basın bülteni krizi yaşanmıştı. Sergi “Proje Odalarında” olacak denildi, “genç küratör” ibaresi kullanıldı ve bir sanatçının isminin bültende çıkmadı. Ve bu bülten benim onayımdan geçmeden de dağıtıldı. Hemen ekip olarak müdahale ettik, çünkü sergi “müzenin içinde”, proje odalarında değil; 32 yaşındayım tamam, teşekkür ederim genç sıfatına ama, yeni mezun bir stajyer küratör değilim. Bunlar düzeltildi, bizatihi internet sitelerine yazdım teker teker.

Serginin kurulumu esnasında yaşanılan majör bir konu “anti-pop”un müzeyi bir “olimpik yüzme havuzuna” dönüştürdüğü büyük ölçekli enstalasyonunda yaşandı. Müzeye altı gün öncesinden çalışma için girmeyi düşünürken, sanatçının işi 2,5 gün kala onaylandı. Oldukça emek-yoğun bir süreç isteyen bu çalışmanın realizasyonu, kulvar sayısı da indirgenerek bitirilmeye çalışıldı. Zaten başlı başına baskı yaratan bu iş, bir de üzerine sanatçının işini tamamlanmasına izin verilmemesi ile sonuçlandı. Halbuki yüzme havuzu kulvarlarına ek olarak, bayraklar ve madalya kürsüsünü de koymalıydık, gelgelelim sergi açılışı sonrası aldığımız bir mailde müze yönetim kurulunun buna izin vermediğini gördük.

Bir de Elif Öner ve İnsel İnal ile ilgili bir sıkıntı yaşandı sanırım?

Evet evet, Elif Öner’in “Hysteria” çalışması, internet tabanlı bir çalışma olarak sergide yer aldı. www.elgizmuseum.com domainini alarak, buradan bir penis büyütücü reklamının sponsorluğunda sanat işini ürettiğini belirten bir çalışma. Sanatçının sorguladığı, üzerinde bulunduğumuz ve sanatçı birliği ve sanatta sansür tartışmaları ekseninde örgütlenen sanatçı, küratör, eleştirmenlerin de yer aldığı ortak eylem planına eklenebilecek bir konu. Türkiyeli sanatçılar prodüksiyon bütçeleri, telif hakları gibi konularda yıllarca kurumlar tarafından sömürülürken, yabancı sanatçıların işlerine olan yatırımları da parodize etmekte. Bu işi sanatçı ile beraber fikir alışverişi ile nihayetlendirdik, hatta kitapçıkta da işin künyesi yer alıyor. Fakat müze sanatçının eski bir işini onayladıklarını, bu çalışmayı kabul etmeyeceklerini bildirdi. Bununla ilgili bir ibarede asılı hâlâ işin üzerinde bulunduğu kaidede duruyor. Ben de mail üzerinden paylaştığım bildiride kısa bir soru sordum: Eğer ben proje küratörüysem, herhangi bir makama işi onaylatmalı mıyım?
Her bir iş için bilirkişi heyeti mi olacak?

İnsel İnal açılışta bir eylem gerçekleştirdi. Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin de katıldığı eylemde Elgiz Müze katalogunun sayfaları yırtılarak kağıttan uçak yapıldı ve müze içerisinde oynadılar insanlar. Haberim olmayan bu eylem dolayısıyla müzede bir tartışma içerisinde kaldım, ki daha sonra sanatçıda müzeyle bu konuyu konuştu. Onlara bunun bir müze eleştirisi olabileceğini, müzeoloji ve sanat tarihi eleştirisine dayandığını, tarihte bunun örneklerinin sıklıkla görüldüğünü de belirttim. Fakat müze katalog için bir nadir eser reaksiyonu verince, bu da sorun yaratan diğer bir madde oldu. Katalog ne oldu derseniz, bizatihi müze toplayarak çöpe attı.

Bundan sonraki süreçte ne olacak?

Açıkçası bilemiyorum, müze ile olan iletişimimiz bıçak gibi kesildi. Maillerimize cevaplar alamadık, sadece çeşitli sorular iletmiştim. Ama cevaplar gelmedi, ben serginin konseptüel olarak amaçladığı noktalara dokunabildiğini düşünüyorum kendi adıma. Tabii ki kararı sanatseverler ve izleyiciler verecek. Verimli bir mecraya akacak, yön gösterecek ve yorumlar ürettirecek bir proje olduysa, bu zaten benim ve sanatçıların arzu ettikleri konuydu. Defalarca toplantılar yaptık, telefon trafiklerine girdik. 12 işi duvara asıp, giden bir klasik sergi değil bu. Önümüzdeki süreçte bu konuları hangi platformlara götürebiliriz buna bakacağız. Aldığımız reaksiyonlar, doğru bir mecrada ilerlediğimizi gösteriyor.

Kaynak: ”Hamam giren terler mi?”, Ali Şimşek, Birgün, 07 Mayıs 2012

Ekler

Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi İle İlgili Olarak “Müze İçinde Bir Müze” Proje Sergisi Kapsamında Yaşananlara Dair Bilgilendirme

Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Bildirisi, 29 Nisan 2012

Müze İçinde Bire Müze Proje Sergisi Kapsamında Elif Öner’in Çalışması Hakkında Açılan Davaya Dair

Medya

“Penis müzeden büyük çıktı”, Ankara Haber, 11 Haziran 2012

“Aslında bir konu var”, Tayfun Serttaş, Taraf, 08 Haziran 2012

“Penisli işe erişim engellendi”, Radikal, 31 Mayıs 2012

“Müze içinde bir dava!”, Radikal, 24 Mayıs 2012

“Penis büyütücü reklamı mahkemelik oldu”, Milliyet, 24 Mayıs 2012

“Penis büyütücü’ kavgası”, Vatan, 24 Mayıs, 2012

“Museum files lawsuit against artist”, Hürriyet Daily News, 24 Mayıs 2012

“Controversy at Turkish museum”, Hürriyet Daily News, 07 Mayıs 2012